| Çevrimiçi Yöneticiler |
Çevrimiçi Ziyaretçiler: 3
Çevrimiçi Yönetici Yok
Kayıtlı Yöneticiler: 966
Aktif Yönetici: EYLEM_38
|
|
 CTracker - cback.de
| Günü Sözü |
Küçük harcamalardan sakinin, ufak bir delik koskocaman bir gemiyi batirmaya yeter. (B.Franklin) |
|
|
| GURBET |
GURBET
Gurbet o kadar acı
Ki ne varsa içimde
Hepsi bana yanabcı
Hepsi başka biçimde
Eriyorum gitgide
Elveda her ümide
Gurbet benliğimi de
Bitirdi bir içimde
Ne arzum, ne emelim
Yaralanmış bir elim...
Ben gurbette değilim
Gurbet benim içimde
|
|
| YAŞAYABİLME İHTİMALİ |
Soğuk ve şehirlerarası
otobüslerde vazgeçtim
çocuk olmaktan
ve beslenme çantamda
otlu peynir kokusuydu babam...
Ben seninle bir gün Veyselkarani`de haşlama yeme ihtimalini sevdim.
İlkokulun silgi kokan, tebeşir lekeli yıllarında
(ankara`da karbonmonoksit sonbaharlar yaşanırdı o zaman)
özlemeye başladım herkesi...
Ve bu hasret öyle uzun sürdü ki,
adam gibi hasretleri özlemeye başladım sonra...
Bizim Kemalettin Tuğcu`larımız vardı...
Bir de camların buğusuna yazı yazma imkanı...
Yumurta kokan arkadaşlarla paylaşılan
kahverengi sıralarda, solculuk oynamaya başladık...
Ben doktor oluyordum sen hemşire, geri kalanlar kontrgerilla...
Kırmızı boyalarla umut ikliminde harfler yazılıyordu, pütürlü duvarlara
ve Türk Dil Kurumu`na inat bir Türkçeyle...
Ağbilerimizden öğrendik, Ş harfinden orak çekiç figürleri türetmeyi...
|
|
| HUYLARIN OYUNU |
Dünya yaratılmadan önce, iyi ve kötü huylar ne yapacaklarını bilmez vaziyette dolanıyorlarmış. Bir gün, toplanmışlar ve her zamankinden daha fazla canları sıkkın oturuyorlarken; Saflık ortaya bir fikir atmış:
__ Neden saklambaç oynamıyoruz? r Ve hepsi bu fikri beğenmiş. Çılgınlık bağırmış;
__Ben ebe olmak ve saymak istiyorumr Ve başka kimse çılgınlığı arayacak kadar çıldırmadığı için, Çılgınlık bir ağaca yaslanmış ve saymaya başlamış, 1,2,3r O saydıkça, iyi huylarla kötü huylar saklanacak yer aramışlar; Şefkat Ayrın boynuzuna asılmış; İhanet çöp yığınının içine girmiş; Sevgi bulutların arasına kıvrılmış; Yalan bir taşın altına saklanacağını söylemiş ama yalan söylemiş çünkü gölün dibine saklanmış; Tutku dünyanın merkezine gitmiş; Para hırsı çuvalın içine girerken çuvalı yırtmış; Aşk kararsız olduğu gibi, nereye saklanacağını da bilmiyormuş. Bu bizi şaşırtmamalı çünkü hepimiz Aşkı saklamanın ne kadar zor olduğunu bilirizr Ve Çılgınlık 100rü saydığında, Aşk sıçrayıp güllerin arasına girmiş ve saklanmışr Ve Çılgınlık bağırmış:
__ önüm, arkam, sağım, solum, sober
İlk önce Tembelliği görmüş, çünkü saklanacak enerjisi yokmuş. Sonra Şefkatri ayın boynuzunda, ihaneti çöplerin arasında, Yalanrı gölün dibinde ve Tutkuryu dünyanın merkezinde, hepsini bir bir bulmuş, sadece biri hariç. Umutsuzluğa kapılan Çılgınlığın kulağına Haset fısıldamış:
__ Aşkrı bulamıyorsun çünkü o güllerin arasında saklanıyor. Çığlık çatal şeklinde bir sopa almış ve güllerin arasına saplamış, ta ki yürek burkan bir haykırış onu durdurana kadar. Ve haykırıştan sonra, Aşk elleriyle yüzünü kapayarak ortaya çıkmış, parmaklarıyla kapadığı gözlerden sicim gibi kan akıyordu. Çılgınlık, Aşkı bulayım derken, heyecandan Aşkrın gözünü kör etmişr
__ ne yaptım ben! Diye bağırmış. Seni kör ettim. Nasıl onarabilirim? Aşk cevap vermiş:
__Gözlerimi geri veremezsin. Ama benim için bir şey yapmak istersen kılavuzum olabilirsin.
İşte o günden beri, Aşkrın gözü kördür ve Çılgınlık ta her zaman onun yanındadır
|
|
| Besbelli |
Besbelli ölümüm sabahleyindir
İlk ışık korkuyla girerken camdan
Uzan başucumda perdeyi indir
Mum olduğu gibi kalsın akşamdan
Sonra koş terlikle haber vermeye
"Kiracım bu sabah can verdi." diye
Üç beş kişi duysun ve belediye
beni kaldırmaya gelsin odamdan
Evden çıkar çıkmaz omuzlarda tabut
Sende eller gibi adımı unut
Kapımı bir kaç gün için açık tut.
Eşyam bakakalsın diye arkamdan.
|
|
| Kış Bahçeleri |
Dinmiş denizin şarkısı, rüzgar uyumakta
Rıhtım botu sonsuz bir üzüntüyle karaltı
Körfez düşünür kanlıca mahzundur uzakta
Mazi gibi sislenmiş Emirgan Çınaraltı.
Can verdi kışın sunduğu taslarla zehirden
Her gonca kızıl bir gül açarken yolumuzda
Üstündeki son dallar ağarmış diye birden
Pas tuttu nihayet suların rengi havızda
Yerlerde gezen hatıralar var korulta
Yapraklar atılmış nice mektuplara eştir.
Mehtaba çalan sapsarı benziyle ufukta
Binlerce dalın verdiği tek meyve güneştir.
Tabiattaki yekpare kederden.
Tas tutma dağılmış diye kuşlarla çiçekler
Onlar dönecektir yine gittileri yerden
Onlarla giden günlerimiz dönmeyecekler
|
|
| Yolcu ile Arabacı |
Gurbet ademden kara hasret ölümden acı
Ne zaman tükenecek bu yollar arabacı?
Henüz bana " Yolunun sonu budur" denmedi,
Ben ömrümü harcadım bu yollar tükenmedi
Atları hızlı sür ki köye pek geç varmasın
Nişanlımın gözleri yollarda kararmasın
Düştüğüm yollar gibi sonsuzdur benim tasam
Bekleyenim olsa da razıyım kavuşmasam
Bir kere görse gözüm köyün aydınlığını
Kül bağlar içerimde bu kızıl kor yığını
Seninde yolun biter diner gözünde yaşlar
Benim uğursuz yolum bittiği yerde başlar
|
|
| Sessiz Gemi |
Artık demir almak günü gelmişse zamandan,
Meçhule giden bir gemi kalkar bu limanda.
Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;
Sallanmaz o kalkışta ne mendil nede bir kol.
Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli.
GÜnlerce siyah ufka bakar gözleri nemli.
Biçare gönüller! Ne giden son gemidir bu!
Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu!
Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler
Bilmez ki giden sevgililer dönmeyecekler
Bir çok gidenin her biri memnun ki yerinden.
Bir çok seneler geçti; dönen yok seferinden.
|
|
| Dönülmez Akşamın Ufkundayız |
Dönülmez akşamın ufkundayız. Vakit Çok geç;
Bu son fasıldır ey ömrüm. nasıl geçersen geç!
Cihana bir daha gelmek hayal edilse bile,
Avunmak istemeyiz öyle bir teselliyle.
Geniş kanatlan boşlukta simsiyah açılan
Ve arkadasında güneş doğmayan büyük kapıdan
Geçince başlayacak bitmeyen sükünlu gece
Guruba karşı bu son bahçelerde keyfince
Ya şevk içinde harab ol, ya aşk içinde gönül!
Ya lale açmalıdır göğsümüzde yahud gül.
|
|
| Güllerin Ölümü |
Hafız'ın kabri olan bahçede bir gül varmış
Yeniden her gün açarmış kanayan rengiyle
Gece, bülbül ağaran vakte kadar ağlarmış
Eski Şiraz'ı hayal ettiren ahengiyle
Ölüm asude bahar ülkesi birgül
Gönlü her yerde bugurdan gibi yıllarca tüter
Ve serin serviler altında kalan kabrinde
Her seher bire gül açar; her gece bir bülbül öter
|
|
| Ayrılık |
Mendil elimde, gittiğin akşam selamladım
Baktım uzak ufuklara arkandan ağladım
Gönlüm gözüm veda-ı nigahınla dopdolu
Her akşam üstü bekliyorum gittiğin yolu
Kıldın peşinde bir kuru yaprak bu düşkünü
Hicrinle sonbahar gibi yağmurlu her günü
Yollarda tozlu bir ağacın sayesinde ben
Mazime ağlayıp örerim gölgeden kefen
Eelem-zede gönlüm bugün bilir
Sevmek nedir, sevlme nedir, ayrılık nedir.
Ben söylesem inanmayacaksın melalimi
Sor gizli gördüğün gece mehtaba halimi
Yanlnız bıraktığın oda hicrinle bir ölü
Herşey odanda sanki hayalinle örtülü
Kalmış sedir-i nazının üstünde yastığın
Aguş-i intizarını açmış yataklığın
Her yerde hatıratını gönlüm gözüm taşır
Senden uzak düşen sana ruhen yakınlaşır
Seyr eyle öldüğüm gece ey ruhumun gülü
Göklerde keh-keşan olacak kalbimin külü
|
|
| Kasvetli Yağmurlar |
Sonbahar yağmur sessiz yağarken
ufuklarda sisler çağlar görünür
bulutlar zihnime kasvet yığarken
Karşımda kül rengi dağlar görünür
Zihnim dolaşırken kırda derede
Hayaletler oynar şu meşcerede
Ben henüz çocukken bilmem nerede?
Çiğden topladığım bağlar görünür
Gönlümü gam alır böyle günlerde
Gülistana benzer o siyah perde
Neşeli güneşin doğduğu yerde
Yaslı bir dul kadın ağlar görünür.
|
|
|
| Kısa Mesajlar |
Mesajınızı gönderebilmeniz için üye olmanız yada üye girişi yapmanız gerekmektedir.
Kısa Mesajlar Arşivi
|
|
| Arkadaş |

dj akman dj akman
şarkıları hayatı albümleri son albümü şarkılarını indir mp3'ünü indir dj akman
fan dj akman söyletmez djakman dj akman söyletmez son defa seninle ilk defa
|
|
|